Yaratılış

Yaratılışı bende çok merak ediyorum ve herkes gibi ben de işin içinden çıkamıyorum. Ulaşabildiğimiz fizik kuralları çerçevesinde yoktan ne madde ne de enerji var edilebiliyor.

Durum böyle olunca da bu evren hiçlikten nasıl oluştu sorusu dehşet bir soru olarak karşımızda duruyor.

Evreni Allah yarattı, onun herşeye gücünün yetiyor olması kabulü ile bir nebze rahatlıyor olsak da bu açıklamanın bilimsel yanının olmayışı ve beraberinde onu kim yarattı soruların gelmesi biz meraklı tipleri tatminden uzak kalıyor.

Önümüzdeki en büyük engel yoktan madde yaratılamayacağı fikri ve enerjinin korunumu yasası. Eğer bu sorun bilimsel olarak reddedilemeyecek şekilde cevaplanırsa taşlar sanki yerlerine oturuyor gibi.

Aslında bu evrenin bildiğimiz anlamda maddesel bir evren olmadığı bir simülasyon benzeri bir ortam olduğu ve bu simülasyon içindeki bizlerin fizik kurallarının geçerli olduğunu görmesi fikri kafamı rahatlatıyor;

Simülasyon teorisi, "Bu dünya yalan, gerçek dünya ölümden sonra başlıyor" benzeri dini açıklamalarla da mükemmel örtüşüyor.

Çünkü bilimsel çalışmalarda zahiri kavramına aşinayız. Gerçekte olmayan ama varmış gibi düşüncelerle pek çok matematiksel sorunu aşabiliyoruz. Bu amaçla zaman düzleminden farklı düzlemler kullanabiliyor, gerçek dünyamızda olmayan karmaşık sayılarla işlem yapabiliyoruz. Yani zahiri şeylerle uğraşabiliyoruz.

Bu simülasyon kuramı çerçevesinde, simülasyon ortamında ne var ne yok tüm maddelerin simülasyonun yapıldığı, haliyle biz akıllı varlıkların simülasyonun dışında kalan gerçek ortam hakkında fikir edinmesi teorik olarak mümkün değil.

Mesela bilgisayarda işleyen bir yazılımın, bilgisayarın bulunduğu odadaki lambanın ışık verip vermediğini bilmesi imkansız. Bu ancak bilgisayara bağlı bir sensör varsa ve sensör verisi bilgisayarda bir registerdeki veriyi değiştiriyorsa mümkündür. Yani bilebileceklerimiz, simülasyon ortamını tasarlayanın izin verdiği kadardır.

Bu da dini açıklamalarla çok uyumlu. Asllında bilgisayardaki yazılımın, bilgisayar içinde çalıştığını, bilgisayarın da bir odada masa üzerinde durduğunu bilmesi de imkansız. Eğer bilgisayara bir kamera bağlanmışsa ve bilgisayarda yapay zeka yazılımları koşturuluyorsa bu programın aklına gelip çözmesi gereken uçuk sorularla bizim uçuk sorularımız örtüşmeye başlar. Çünkü artık yazılım açısından, simülasyonun yapıldığı ortamın dışındaki ortam görünür olmuştur.

Fakat malesef simülasyon ortamını tasarlayan Allah, simülasyonun yapıldığı ortama bakan bir kamera koymamış ve bu görüntüleri bizlere izletmiyor. Belki de kamera var görüntüler de var ama biz henüz bunu keşfedemedik.

Eğer biz simülasyon isek bu simülatörü kim yaptı, simülatör nasıl bir cihaz, bu cihaz nasıl bir şey, simulatör nasıl bir ortamda duruyor, bu ortamda daha başka neler var sorularına kafa yormamıza ve onlara bilimsel cevap aramamıza gerek yok.

Çünkü bu sorular asla cevabı bilinemeyecek sorular durumuna dönüşüyor. Ne zamanki kamera görüntüleri karşımıza çıkar işte o zaman curcuna kopar.

Simülasyon teorisinde simülastörü kim yazdı, simülasyon ortamının dışında neler var, onlar nasıl oldu onları kim yaptı soruları simülasyon ortamında sorulmaması gereken ya da sorulduğunda cevabı bulunamayacak soru tipleri oluyor.

Bu sorular, şu an içinde yaşadığımız evreni kim yaptı nasıl yaptı, yoktan nasıl varetti soruları ile bire bir eşdeğer.

Bu düşünce şekli inanın ruhumu fazlasıyla sakinleştiriyor ve Allah fikri ve inanışı da kafam da daha bir  oturuyor.

Bu yazı 2- Arm ve Asm kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.